Kuroshitsuji RPG

Saat kulesinden gelen çan seslerini duyuyor musunuz?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Oyuncunun Maskesi~

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lux L. Montgomerie



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 03/10/10

MesajKonu: Oyuncunun Maskesi~   Paz Ekim 10, 2010 12:43 am

O anda sadece koşuyordu, korkuyordu. Alıp verdiği her nefes geceyi dolduruyordu bir uğultu misali. Solukları birbirleri ile yarışırlarcasına sıralanıyordu ardarda. Çıplak ayaklarının attığı her adımda çıkan tok çıtırtılar, ormanın kanuni sessizliğinde çığlık atan martılar gibi yankılanıyordu kızın son gecesine tanıklık edercesine. Gece değildi aslında koşarak yitirdiği hayatının son saatlerini icerisinde barındıran zaman dilimi. Yarasaların köşelerine çekildiği saatler, dolunayın ise ihtişamlı yüzünü kendine saklamaya başlaması, en sevdiği düşmanının ise kendini insan ulusunun kör gözlerine adaması. Alacakaranlığın tanımı. Pek nahoştur, iyi değildir alacakaranlık. Alacakaranlık bir kandırmacadır, aldatmacadır, yutturmacadır, oyalama, göz boyamadır...

Canının acısı nefretine karışıyordu giderek yavaşlayan adımlarında. Vücudu enerjisini, zihni bilincini kapatmaya ve gözlerine yansıyan görüntüler kararmaya başlamıştı, kim bilir daha dün, veyahut daha da öncesinde, bu saatte, yüksek tavanlı odasının ihtişamlı havasına uyum sağlayan yatağında uyuyor, gördüğü sevimli rüyaların etkisinde arkadaşının elindeki şekeri kapan şımarık bir çocuk gibi sırıtıyordu. Evet, evet, o yatak ev iyisiydi, elde edebileceğinin en iyilerindendi, hoş, çoktan bir insanın sahip olmayı dilediği herşeye sahipti, sahip olmak istediği herşeyi sadece ister ve elde ederdi, ve evet, küçük çocuğun elindeki şekeri almak gibi...

Tüm sahip olduklarına rağmen kıymetlisi, asla ve asla tamamen onun olamayacak tek bir şey, bir kişi vardı. O narin, küçük bir kızı andıran vücudunda bile kadınsı hormonlarını tetikleyebilen, damarlarında akan kanı soylu dahi olmayan, beslediği güçlü sevgi, inanç ve aşka rağmen abisinden farksızdı o gül kokulu adam. Tek arkadaşı, aşkı, değerlisi. Güvenebileceği tek kişi. En azından rolüne hakkını vererek oynamıştı son ana kadar. Mutlu senaryo'nun sonu ana oyuncunun maskelerinin iplerini söktüğü an son bulmuştu.

O adam gül kokmuyordu artık. Etrafına sadece yoğun nefret, acı, ihanet kokularını yayıyordu. O adam mutluluk yerine, acı, eğlence adına işkence yerine geçiyordu artık.

Cimri bir kız da yoktu artık. Korkmuş, savunmasız, mutsuz, umutsuz ve kalbi yerinden küçük bir darbeyle çekip alınmış bir kız vardı artık.

Gözyaşı dökemiyordu, çığlık atamıyordu. Yaşadığı şoku idrak edememişti bile, mide kaldıran bir koku kaplamıştı tüm malikaneyi. Altın rengi dekorun üzerine anında bir toz tabakası çökmüş, artık bir bedene ait olmayan kırmızı hayat damlalarıda taçlarındırmıştı bu kaybedilmişliği. Maskesini elinde tutan oyuncu, merdivenlerin uç noktasında, tepede, tatmin olmuş bir ifade ile süzüyordu eserini. Elde edebileceğinin sınırlarını zorlamıştı kendi çapında, koyunların arasında bir kostüm ile dalan tilkiydi o. Yemek vakti geldiğinde kostümünü parçalayarak çekip atmıştı. Yemeği afiyetle mideye indirmişti sonrasında da. Montgomerie adında bir aile soyunu tüketmişti. Sürünün bir üyesini tatlı için saklamış olsa gerek. Geride bırakmıştı. Minik koyun tilki kendini tatmin ederken, arkasına bakacak cesareti bile olmadan sürüklenircesine süzülerek attığı yavaş adımları giderek büyüterek kaderinden kaçıyordu. Gecenin en duru saatinde, sığındığı ormandan duyabiliyordu kurdun ulumasını.


Alacakaranlık sonlanıyordu hayatı gibi. Alacakaranlığın bir sonu olmasada. Alacakaranlığın bir tanımıda yoktur. Aydınlık ve karanlık arası, aydınlıktan çok karanlığa yakın.
Daha fazla koşamazdı, dinlenmeliydi, yaşayacaklarından kaçarken aldığı yaralar açılıyordu git gide. Toprağı kaldıra kaldıra çömeldi bir ağaç dibine. Ormanın sesini dinledi. Bir-iki kuş cıvıldıyordu, güneş açıyordu ve kötü kurtlarda yoktu. Bilincinin son damlalarını gözlerinden süzüldü, saatler içinde herşeyi kaybolmuştu, ailesi, aşkı, mutluluğu...


''Tanrı...'' Kızarmış minik burnuyla derin nefes alarak güçlükle düşüncelerini döküyordu ''Tanrı...acımasız...adalet...siz...ben hiçbir şey yapmadım, hiç...hiç...'' ve bıraktı kendini, kelimelerin kifayesiz kaldığı anda gözyaşlarının onu tamamlaması için. Göğsü sıkıştıkça, içindeki üzüntü deforme oluyordu karanlığa doğru. Yüreğine sığmayan acısı, kendini nefret maskesiyle örtmüştü. Acısıyla büyüyen ve genişleyen nefreti, onu gidip canını yakan kişiye zarar vermeye dahi teşvik ediyordu. Ailesi ne için parçalanmıştı? Ailesi neden sevdiği kişi tarafından parçalanmıştı? Para şehveti ile yanıyor muydu acaba, yazıktı, eğer isterseydi onun için herşeyi yapardı. Parçalanırcasına sıktığı yumrukları nereye varacaktı? Hıçkırıklarını bastırmak istercesine bağırdı kalan tüm gücüyle, nefreti başını öylesine döndürüyordu ki, ağarmaya başlayan gündüz güneşine doğru çevirerek kafası, nefretini haykırdı gökyüzüne:

''Öl, öl, ölün. Tanrım! Kıymetlim! Ölmenizi dilerdim. EVET EVET! Neden denemiyorsunuz? Hadi bir tadın bu acıyı!''

Bünyesinin o anda kaldıramadığı atraksiyona karşı zihni oldukça açıktı, dayanamadı genede narin vücudu. Saldı kendini yere doğru, gözleri kapanırken hafifçe, bilinci tamamen istirahat etmeye hazırdı. Son olarak bir ses yankılandı kulağına doğru. Herşeyin daha iyi olacağını fısıldadı ona, ve birde, 'mee'ledi galiba...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
BlueButler
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 45
Kayıt tarihi : 03/10/10

MesajKonu: Geri: Oyuncunun Maskesi~   Cuma Ekim 22, 2010 5:53 pm

~Betimleme -17 puan-
~Uzunluk -10 Puan-
~Renklendirme ve Düzen -3 Puan-
~Yazım ve İmla -14 Puan-
~Kurgu -14 Puan-
~Akıcılık -12 Puan-
~Ek olarak -5 Puan-

Toplam:75 Puan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kuroshitsuji-rpg.monally.com
 
Oyuncunun Maskesi~
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kuroshitsuji RPG :: Karakter Yaratımı :: Rp Puanlama-
Buraya geçin: